Bir eğitimci olarak Hazreti Muhammed -sa- - Bahçevan Kitapları
Bir eğitimci olarak Hazreti Muhammed -sa- / Makaleler

Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabı şehre ta'lim ve terbiye, eğitim ve öğretim, ilim ve irfan yuvaları bina ediyor.

Okunma 1811
İlk İslam üniversitesi: Suffa mektebi Medine'de bir İslam medeniyeti doğuyor. İnsanlık vahyin ışığında hayat bulurken, bir yandan da Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabı şehre ta'lim ve terbiye, eğitim ve öğretim, ilim ve irfan yuvaları bina ediyor.


Z.Şehide Keleş
Mescid- i Nebevi'nin kuzey duvarında, üstü hurma dallarıyla örtülü, etrafı açık bir gölgelikti Suffa.

Arabistan Yarımadası'nın dört bir yanından bilgiye, hakikate susayan insanların akın ettiği bu okul; 24 saat aktif bir şekilde 7'den 70'e her yaştan, her seviyeden, her coğrafya ve kültürden insana hitabet ve sanat eğitiminden, tıp eğitimine, askerlik eğitiminden, temizlik eğitimine kadar her türlü donanım kazandırmakta ve pratik hayata akışını da sağlamada çok önemli bir görev ifa ediyordu.

İnsanlar burada hiçbir ötekileştirmeyle karşılaşmıyor, Suffa'nın onlarda uyandırdığı bilgi ve bilinç ile özgürleşiyorlardı. Buradaki ilim aşıkları; hiç bir engele, yoksulluğa, mahrumiyete ve baskıya boyun eğmeksizin ve çıkar gözetmeksizin ilim ve hikmet, ahlak ve fazilet, iyilik ve erdem dersi veriyordu. Bu sayede, ilim ve medeniyet yoksunu bir toplum kısa sürede aydın, paylaşımcı, fedakar, şefkat ve merhamet sahibi, zamanı en iyi şekilde değerlendiren bir topluma dönüşmüştü. İslamı kaynağından öğrenmek isteyen ve bu niyetle uzak beldelerden Medine'ye gelen kişiler geçici olarak da olsa barınacak, yiyip içecek bir yer aradıklarında Suffa'yı buluyorlardı. Burada aynı zamanda ta'lim ve terbiye öğreniyor, ilmi seviyelerini yükselterek memleketlerine geri dönüyorlardı. Uzak ülkelerden gelen yoksul talebeler odun keserek, su taşıyarak kendi hayatlarını burada idame ediyor ve yoksulluğun, yokluğun ilim öğrenmeye engel olmadığını bütün dünyaya gösteriyorlardı.

Suffa Mektebi'nde kadınlara özel bir ders alanı da bulunuyordu ve Perşembe günleri Peygamberimiz onlara özel dersler tertip ediyordu.

Bu eğitim sürecinde, fedakar ve cömert halkın zekat, bağış ve yardımlarıyla öğrencilerin ihtiyaçları karşılanıyordu. Aynı zamanda eğitimini tamamlayıp yeterli seviyeye gelen öğrenciler hiçbir karşılık beklemeksizin yüklendikleri ilmi dünyaya taşıyorlar, farklı ülkelerde gönüllü eğitimciler olarak Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından görevlendiriliyorlardı.

Bugünün birey ve dünya odaklı, menfaatçi, ezberci, dayatmacı, ötekileştiren, düşünme noktalarını kör eden kökten bozuk eğitim sistemi tartışıladursun;

Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) risaletin başlangıcından beri ilme ve ilimle meşgul olan insanlara verdiği değerle, şahsiyet odaklı ve bilgiyi bilinçle destekleyen, öğrenilen her şeyin hayata geçirilmesini bilmenin getirdiği bir sorumluluk olarak gören, menfaatçi değil hayırcı, düşünmeye akletmeye fark etmeye ve fehmetmeye yani İNSAN olmaya yönlendiren eğitim anlayışı ile karşımızda durmaktadır.

İnsanın değeri
Allah insanı "ahsen-i takvîm" üzere yaratmıştır. Bu onun bazı ayrıcalıklara sahip olduğunu gösterir. Yani akıl, irade, irfan, düşünce, konuşma ve iman ekseninde yaşayan insan bu eksende yer aldığı sürece evrendeki üst konumunu sürdürür. Çünkü insan yeryüzünde Allah'ın halifesi, seçilen varlık, peygamberler gönderilen ve emaneti yüklenen kişidir.

Allah insanı iradi seçiminde serbest bırakmış olsa da ona doğru yolu gösteriyor ve istikamet üzere bir hayat yaşamasını istiyor. Çünkü insan sorumludur, onu insan kılan da budur.

İslam kardeşliği
Türkçe'de, aynı anne babadan doğan kişilere kardeş denir. İslam kardeşliği ise bunun çok daha ötesinde ve üstünde bir vasıftır. Burada kan bağı aranmaz, aynı dine ve dünya görüşüne sahip olmak ve aynı güzergahta yürümek yeterlidir. Kardeş kardeşin dostu, canı kanı ve en yakınıdır. Mümin kardeşini kendine çok yakın görür ve onunla kenetlenir.

Allah Kur'an'da şöyle buyurur:

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının, umulur ki esirgenirsiniz" (El Hucurat)

Ayeti Kerimeden de anlaşılacağı üzere, iman bağıyla bir araya gelen kimseler kardeşlik duygusunu yaşarlar ve birbirlerinin her şeyi olurlar. Müminler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, kardeşlerinin yaşadığı imtihanları hemen hissederler ve onları dualarına katarlar. Rabbimiz birbirlerine düşman olan kimselerin İslama girdikten sonraki durumlarını şöyle anlatır:

"Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın. Parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de o gönüllerinizi birleştirmişti ve onun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız" (Ali İmran, 103)

"Ve Allah onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin yine onların gönüllerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların aralarını bulunp kaynaştırdı. Çünkü o mutlak hikmet sahibidir" (Enfal, 63)
İlk yorumu siz yapın!

 

 

.
Etkinlik ve Özel Günler Takvimi
Takvim UFUK BT