Bir Zamanlar ve Şimdiki Zamanlar (Görgülü Olmak) - Bahçevan Kitapları
Bir Zamanlar ve Şimdiki Zamanlar (Görgülü Olmak) / 12-14 Yaş

Yazan: Harun KIRKIL

Okunma 1359
Bir Zamanlar
Tramvaydayız. Yaşlı bir bey ve onunla aynı yaşlarda olan bir hanımefendi tramvaya binerler. Daha on saniye bile geçmemiştir ki, tramvayda beş altı kişi birden bu iki yaşlı insana yer vermek için ayağa kalkmışlardır. Zira aldıkları terbiye ve görgüleri bunu gerektirmektedir. Biri âdeta yalvarırcasına: “Lütfen, böyle buyurunuz beybaba!” Bir diğeri de yaşlı hanımefendiye yer gösterir: “Hanımanneciğim, siz de böyle buyurmaz mıydınız?” O iki insan teşekkür ederler. Çünkü onların aldıkları terbiye de bunu gerektirir. Bunun mukabilinde de sanki suç işlemişçesine mahcup olan iki genç delikanlı, âdeta özür dilerler: “Aman efendim, estağfirullah! Teşekkür edilecek bir şey yapmadık. Yaptığımız şey, boynumuzun borcudur, vazifemizdir.” Bu da onların aldıkları terbiye icabı verebilecekleri en uygun cevaptır.
Şimdiki Zamanlar
Bir otobüsteyiz. Yaşlı bir çift, duraktan otobüse binerler. Üstelik ellerinde de paketler vardır. Bu, onların işini daha da güçleştirmektedir. “Otobüste acaba bize bir yer veren olur mu ki?” diye etrafa bakınırlar. Kimsenin umrunda bile değildir. Özellikle otobüste yer kapabilmiş olmakla iftihar eden liseli gençler, hiç oralı değildir. Durumdan rahatsız olan orta yaşlı bayanlardan biri, gençleri ikaz etmek ister:
- Gençler! Bakın, yaşlı bir amca ve teyze var! Ayakta bekliyorlar, yer verseniz rahat ederler.
Gençlerden biri, özellikle de en hazır cevaplı olmakla övünen en zıpırı, şu cevabı verir:
- Madem o kadar rahat etmelerini istiyorsunuz, taksi tutuverseniz ya garibanlara!
Ekipteki genç kızlardan biri yılışıverir:
- Rahat ve huzur arıyorlarsa huzur evine gitsinler. Hah hah haa!
Zavallı gençler ne yapsınlar ki! Eğri cetvelden doğru çizgi mi çıkar? Onlar da almadıkları terbiye ile ancak bu kadar görgülü ve nazik olabiliyorlar!
Bir Zamanlar
Vapurdayız… Vapur, iskeleye yanaşmaktadır. Halatı atan görevliler, yolcuların rahat bir şekilde inebilmeleri için tekerlekli iskeleyi vapura uzatırlar. Ondan sonra da kenara çekilip başlarlar keyifle seyre. Bir nezaket yarışıdır başlar şimdi.
- Buyurun efendim!
- Aman efendim, siz buyurun!
- Efendim ne demek! Olur mu öyle şey?
- Tabii ki olmaz efendim! Siz varken ben önce geçemem!
- Lütfen, rica ederim, kırmayınız beni!
- İstirham ederim! Merhamet buyurunuz, bir gören olsa ne der sonra?
En sonunda vapurun kaptanı yukarıdan seslenip rica edermiş:
- “Efendim! Ne olur, biriniz keremen önden buyuruversin! Yoksa geç kalacağız!
Şimdiki Zamanlar
Vapur iskeleye yanaşmaktadır. Vapurun halatını bağlamakla görevli adam, bir yandan halatı yakalamaya çalışırken bir yandan da yanındaki yardımcısını uyarır.
- Necati, dikkat et! Vapur yanaşırken kendini kolla! 2–3 metre kala yolcular iskeleye atlamaya başlarlar, kendini korumazsan altlarında kalırsın.
Vapurun halatını bağlayıp kenara çekilirler. Yüzlerce insan bir saniye bile bekleyemedikleri için hareketli iskeleyi vapura uzatmanın imkânı yoktur. Zaten onların da böyle bir şeye ihtiyaçları yoktur. Dağdaki geyikler gibi hoplaya zıplaya vapurdan iskeleye boşalıverirler. Kavga, patırtı, kütürtü; ne ararsan!
Bir ara vapurdan iskeleye atlayan bayanlardan birinin ayağı halata takılır ve paldır küldür yere düşer. Zavallı kadın kolunu incitir. Bu durumu gören vapur görevlilerinden biri kahkahalarla gülerken kadıncağıza şunları söyler: “Hanım abla, kafanı kırmadığına dua et! Keh keh keh!”
Ne yapsın görevli; görgüsü, terbiyesi bu kadar! Zaten kolunu inciten kadın da kendi terbiyesinin ve nezaketinin ne kadarcık olduğunu vereceği cevapla göstermekte gecikmez.
Bir Zamanlar
Bir kumaş tüccarının ticarethanesindeyiz. Dükkâna gelen her müşteri, sanki yolu çok gözlenmiş hatırlı bir misafir gibi karşılanır. İster alışveriş yapsın isterse şöyle içerideki satılan mallara bir bakıp çıkacak olsun. Kısacası müşteri, kim olursa olsun velinimet olarak karşılanırdı.
- Hoş geldiniz efendim, ne arzu ederdiniz?
- Şöyle bir bakacaktım kumaşlarınıza.
- Tabi efendim, tezgâhtarlar hemen hizmetinizi görürler, şöyle buyurun.
Müşteri, almak istediği kumaşları incelerken arzusu üzerine çay veya kahve ikram edilir, beğendiği ürünler özenle paketlenir, sıra para ödemeye gelince karşılıklı menfaatler gözetilerek uygun bir fiyat ve ödeme seçenekleri sunulurdu. Veresiye defteri vardı, parası yoksa bile ödemeyi sonraki bir zamana erteleyebilirdi. Böylece herkes kendi kesesine göre ihtiyaçlarını satın alabilirdi.
Şimdiki Zamanlar
Şimdilerde aynı tüccarın kumaş ticarethanesini birkaç nesil sonraki torunu işletmektedir. Şimdi dışarıdan bakıldığında son derece güzel görünen bir hazır giyim mağazası olmuştur. Adam tam bir çakal, tezgâhtarlar ise âdeta sırtlan kesilip müşterinin üzerine atılırlar. Kendinizi müşteri gibi değil, sanki bir kurban gibi hissedersiniz. Şöyle gönlünüzce bir alışveriş yaptırmamak için sanki el ele vermişlerdir. Mağazanın kapısından içeri girer girmez size öyle bir bakarlar ki, sanki şöyle der bu bakışlar size: “Kardeşim, bu mağazadan alışveriş yapmayacaksan bizi boşuna uğraştırma!” Tedirgin olursunuz. Bu tedirginlikle normalde hiç almayacağınız bir elbiseyi, sırf tezgâhtarlarla daha fazla uğraşmamak için alıp oradan kaçarsınız. Zaten içerideki adamların görevleri size yakışanı satmak değil, herhangi bir ürünü size yakıştırıp paketleyip elinize yapıştırıvermektir. Mağazadaki en nezaketli ifade şudur: “Lütfen veresiye teklif etmeyiniz!”
Bir Zamanlar
Bir zamanlar dinlenilen müziklerden bazılarının sözleri şöyledir:
Sana ey cânımın cânı efendim
Darıldım küstüm incindim gücendim

Bu da bir başka şarkının sözüdür:
Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey
Mehtaba dalıp yâr ile sohbet ne güzel şey
Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken
Dünyada senin âşığın olmak ne saadet
Bir bitmeyecek aşk u muhabbet ne güzel şey
Yıldızların altında ibadet ne güzel şey
Şimdiki Zamanlar
Öyle rezil şarkılar var ki, örneklerini buraya yazmaktan utanıyoruz. İnsanlar, baştan sona hakaret, küfür, sarkıntılık ifade eden kaba ve çirkin kelimelerin bir araya gelip oluşturduğu cümleleri müzik diye, sanat diye dinliyorlar. Bu adi şarkıların sanatçıları kim peki? Onların da söyledikleri şarkılardan pek bir farkı yok!
İlk yorumu siz yapın!

 

 

.
Etkinlik ve Özel Günler Takvimi
Takvim UFUK BT