EN GÜZELİ YAŞAMAK (Görgülü Olmak) - Bahçevan Kitapları
EN GÜZELİ YAŞAMAK (Görgülü Olmak) / 12-14 Yaş

Yazan: Kübra AKBEY

Okunma 2151
Sevgili arkadaşlar!
İnsanoğlu toplum içerisinde yaşamaya programlanmıştır. Hani hep duyarız ya, “Yalnızlık Allah’a mahsustur.” derler. Bizler; bir ailede, bir mahallede, bir okulda, bir şehirde, bir ülkede pek çok insanla paylaşıyoruz zamanımızı. Bunun doğal sonucu olarak da ilişkilerimizde geçerli olan bazı kurallar var ve bunlar olmalı da. Bu kurallara eski tabirle “âdâb-ı muaşeret” denir. “Âdâb” kelimesi “edeb” kelimesinin çoğuludur. Âdâb-ı muaşeret, şimdiki tabirle “görgü kuralları” demektir.
Her toplumun kendi kültürüne göre geliştirdiği, yüzyıllar boyunca devam ettirdiği kurallar vardır. Aralarında bazı farklar bulunsa da insanî değerler bakımından bu kurallar çok değişmez. Mesela günlük hayatta uygulamak zorunda olduğumuz kuralları sayalım: Herkese nazik ve saygılı davranmak, hâl ve hatır sormak; doğum, düğün ve ölüm hadiselerinde sevinçleri ve acıları paylaşmak, yaşlılara saygı gösterip yer vermek, selam vermek, özür dilemek, teşekkür edip duada bulunmak… Böylece başlayıp gider görgü kuralları. Yemekte ayrı, yürürken ayrı, aksırırken ayrı, konuşurken ayrı kurallar sıralanır. Her bir görgü kuralı, karşımızdaki insanlara verdiğimiz önemin işaretidir. Kaba davranışlar ise, insanları ve duygularını hiçe saymaktır. Görgü kurallarına uyanlar; yani görgülü insanlar bir yere girdiklerinde insanların yüzü güler, görgüden nasibi olmayanlar ise toplumda hor görülürler.
Bir söz vardır: “İnsanlarla ilişkilerin öyle güzel olsun ki, bir tarafa gittiğinde seni arzulasınlar.” İşte bu, tam da bir mü’min vasfıdır. Zira bizim Peygamberimiz, mü’mini tarif ederken şöyle buyurmuştur: “İnsanlarla iyi geçinen ve kendisi ile iyi geçinilebilen bir kişi.” O hâlde iş, yine dönüp dolaşıp bize, kendimize geliyor. “İslâm, zarif insan işidir.” sözünü önümüze koyarak devam edelim şimdi. Bir büyüğümüz şöyle demişti: “Mü’min, şahsiyeti ve davranışları itibariyle ‘ahsen, ecmel ve ekmel’ kıvamında olmalıdır.” Bu da ne demek diyerek hemen geri durmak yok! Anlamaya çalışalım haydi! Ahsen; yani her işi en güzel olmalı, etrafına daima güzellik yaymalı. Ecmel; yani gönüllere huzur verecek zarafet ve letafette olmalı. Ekmel; yani en mükemmel olmalı. Hasılı şöyle karşıdan gelirken bizi görenler, bir çiçek bahçesi görmüşçesine huzur ve neşe duymalıdır. Hedefimiz, ideal insan budur. Peki, bu çiçek bahçesinin en güzel örneği kimdir diye sorsam, kolaylıkla cevap vereceksiniz. Her güzelliğin, her rengin gözbebeği Efendimiz aleyhissalatu vesselam.
İslâm, insan hayatında hiçbir boşluk bırakmamıştır. Peygamberimiz bize insanın, sabah kalkışından ertesi günkü sabaha kadar geçirdiği her vakitte ne yapmalı, nasıl davranmalı ise hepsini öğretmiştir. Zaten uyacağımız görgü kuralları temelde İslâm ahlâkıdır. Görgü kuralları konusunda dikkat etmemiz gereken en önemli husus, işte budur.
Başta da söylemiştik. Her toplumun ve kültürün kendince belirlediği kurallar vardır. Bizim benimseyeceğimiz kurallar, Allah Resulü’nün sünnetidir. Çok bariz bir örnek vereyim: Batı kültüründe yemek yerken çatal-bıçak kullanılır ve çatal sol eldedir. Oysa Peygamberimiz sol elle yemenin şeytan âdeti olduğunu söyler ve bundan şiddetle men eder. Madem gerçek zarafet O’na (s.a.v.) aittir, o hâlde bizim basit özentilerde kaybolmamız, “ahsen, ecmel ve ekmel” olması gereken şahsiyetimizden büyük bir parça kopartıp gitmez mi?
Görgü kurallarına uymak, çevremizdekilere saygı göstermek, onların duygularına ve düşüncelerine önem verdiğimizi göstermektir. Görgünün temeli ise her zaman, her yerde, herkese karşı güler yüzlü, tatlı dilli olmak, haddini bilmek, eliyle ve diliyle kimseyi incitmemektir. Bütün bunlar da Müslümanlar’ın vasıflarıdır. Rabbimiz, hepimizi Peygamberimiz’in zarafetiyle, nezaketiyle kuşatsın, süslesin. Âmin!
İlk yorumu siz yapın!

 

 

.
Etkinlik ve Özel Günler Takvimi
Takvim UFUK BT