NURBANU VALİDE SULTAN - Bahçevan Kitapları
NURBANU VALİDE SULTAN / 9-11 Yaş

KÜBRA AKBEY

Okunma 1779
Tarihte pek çok başarıların ardında başarılı kadınlar vardır. “Beşiği sallayan el, dünyaya hükmeder.” derler. Yani bir hanım, ön plana çıkmasa da yetiştirdiği çocuğun ve eşinin başarısının temelini o atar. İşte bunun en güzel örneği Osmanlı padişahlarının anneleri ve hanımlarıdır.
Nurbanu Valide Sultan da bu örnek hanımlardan biridir. Sultan III. Murat’ın annesi olan Nurbanu Sultan, aslen Venediklidir. O zamanlar adı, Cecilia’dır. Küçük yaşta Venedik’ten İstanbul’a getirilmiş ve yetiştirilmek üzere saraya alınmıştır. O, küçük yaşlarında ailesinden uzak kalmanın acısını yaşarken kader onu yıllar sonra koskoca bir devletin sultanına hanım olmaya hazırlıyordu.
Cecilia, sarayda bir hizmetli olmak üzere eğitim alırken zekâsı ile Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı Hürrem Sultan’ın dikkatini çekmiş ve onun tarafından Manisa’ya gönderilmiştir. Orada özel bir eğitim alması istenmiştir. Yıllar sonra Hürrem Sultan bir Manisa ziyaretinde Venedikli Cecilia’yı görünce onun eşsiz güzelliğine ve zarafetine hayran kalmış ve ona “yaratıcının nuru” anlamına gelen “Nurbanu” ismini koymuştur. Nurbanu, birkaç yıl sonra Hürrem Sultan’ın oğlu olan Şehzade II. Selim’in eşi olarak saraya girmiştir. Böyle bir konuma gelmek hiç de kolay değildir. Böyle bir seçim için hem güzel hem çok zeki hem de becerikli olmak gerekirdi. Nurbanu Sultan, bütün bu özelliklere sahip olmakla birlikte güçlü bir şahsiyete de sahiptir.
II. Selim, güzelliği dillere destan olan hanımı Nurbanu Sultan’ı çok sevmiş ve onun için pek çok şiir yazmıştır. Bu şiirler hâlâ edebiyatımızın seçkin örnekleri arasındadır. II. Selim’in vefatından sonra oğlu III. Murat tahta geçmiş ve Nurbanu Sultan, padişahın annesi anlamına gelen Valide Sultan unvanını almıştır.
Valide Sultanlar, padişahın annesi olmakla bütün halkın annesi sayılırlarmış. Bu hislerle halkın ihtiyacını giderecek dev külliyelerle topluma hayat olmuşlardır. Nurbanu Sultan da “valide sultan” olmanın hakkını vererek Üsküdar’da dev bir külliye yaptırmıştır. Hem bu külliyenin giderlerini karşılamak hem de temizliğe verdiği önemi göstermek için Cedid Valide Camii civarında Yeşil Direkli Hamam (Büyük Hamam), Divanyolu’nda Çifte Hamam (Çemberlitaş Hamamı) ve Langa’da Havuzlu Hamamı yaptırarak vakfetmiştir. Ayrıca suya ve temizliğe çok önem veren İstanbul halkı için su kanalları yaptırmış, İstanbul’un birçok semtine su ulaştırmıştır.
6 Aralık 1583’te vefat eden Nurbanu Valide Sultan, Ayasofya Camii’nin yanındaki ll. Selim türbesine defnedilmiştir.

Üsküdar’da Büyük Hayır Kapısı Valide Atik Camii Ve Külliyesi
Nurbanu Valide Sultan’ın görünen en büyük hayır mirası bu camiidir. İçerisinde medresesi, aşhanesi, hamamı, hastanesi de olan bu büyük külliyenin yapımıyla alakalı ilginç bir rivayet vardır. Anlatıldığına göre Nurbanu Sultan, sofrada ekmek kırıntılarını avucuna toplar ve yermiş. Gelini Safiye Sultan ise bu durumu yadırgar ve durmadan beyi Sultan III. Murat’a şikâyet edermiş. Bir gün yine böyle bir ziyafet esnasında duruma şahit olan III. Murat, annesine sert bir dille avucunu açmasını söyler. Nurbanu Sultan avucunu açtığında elindeki ekmek kırıntıları birer inci tanesi olarak parlamaya başlar. Bunun üzerine pişman olan Sultan III. Murat, annesinden helallik ister. Nurbanu Sultan, hakkını helal eder; ancak bir de şart koyar, büyük bir külliye yaptırmak istediğini söyler. Oğlu, “Nerede?” diye sorunca da Nurbanu Sultan, Üsküdar’da yapılmasını ister.
Nurbanu Sultan, bu büyük külliye için harika bir vakfiye bırakmıştır. (Vakfiye, imar edilen yapının işlevi boyunca uyulacak kurallardan oluşan belgeye denir.) İşte bu vakfiyeden bazı maddeler:
Camide vazifelendirilecek imam için gerekli şartlar:
* Güzel söz söyleme sanatına sahip olmak
* Edebiyattan anlamak
* İlim ve edep sahibi olmak
* Zeki, parlak fikirli olmak
* Düzgün ve güzel bir şekilde Kur’an okumak
* Günahlardan uzak bulunmak
* Halkın sevgisini kazanmış olmak
* Namazın şartlarını ve esaslarını çok iyi bilmek

Hastane için yazılan maddeler de şöyle:
* Hastanede görev yapacak hastabakıcı, temizlikçi, bekçi gibi görevlilerin yanında, hastalara namaz kıldırabilecek bir imam tayin edilmesi ve bu imama yardımcı olacak, namaz vakitlerinde hoş seda ile ezan okuyup insanları Allah'a ibadete çağıracak bir müezzin tayin edilmesi,
* Kendini bilmez kişilerin duvarları karalayıp kirletmesini engellemek ve yapılan karalamaları silmek için bir görevli tayin edilmesi,
* Cuma, bayram ve mübarek gecelerde imarette her gün pişirilen yemeğe ilave olarak çeşidi bol yemekler pişirilip yoksullara dağıtılması ve yoksul zengin ayırmaksızın imarete gelen misafirlere yedirilmesi.
Sadece küçük bir bölümünü aktardığımız vakfiyede bunun gibi pek çok madde sıralanmıştır. Külliyedeki her bölüm için alınacak elemanların şartları, maaşları, vazifeleri tek tek sıralanmıştır. Böylesine ince ince yazılan bir vakfiyenin sahibi nasıl bir ömür sürmüştür diye çok düşünmeye gerek kalmıyor aslında.
Nurbanu Sultan, ilginç ve zorlu bir hayatın içerisinde türlü sıkıntılara rağmen oğlunun ve halkının anneliğini en güzel şekilde yerine getirmiş ve valide sultan unvanının hakkını vermiştir. Kıyamete kadar camiinde kılınacak her namazın ardından adı hayırla yâd edilecek.
İlk yorumu siz yapın!

 

 

.
Etkinlik ve Özel Günler Takvimi
Takvim UFUK BT