YARATILMIŞI SEV, YARATANDAN ÖTÜRÜ - Bahçevan Kitapları
YARATILMIŞI SEV, YARATANDAN ÖTÜRÜ / HİKAYE - MAKALE

ELİF SOLMAZ

Okunma 1648
Şu dünya nice insanlar gördü. Zalimiyle, âlimiyle, cahiliyle, ârifiyle herkes yerini aldı ve sahneden çekildi. Bunların içinden yalnızca kâinata merhametle bakabilenler sonrakilerin gönüllerine yazıldı. Bedenleri öte dünyaya göçse de ruhlardaki yerleri daimî kaldı.
Bunlardan biri de Hasan Harakânî hazretleridir. Harakânî hazretleri, Bistam’ın kuzeyinde Harakan köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak 963 senesinde dünyaya gelmişti. Asıl ismi Ali b. Cafer, künyesi ise Ebu’l-Hasan’dır. Harakânî hazretleri, evliyanın büyüklerinden Beyazıd-ı Bistâmî hazretlerinin hemşehrisi ve türbedarıydı.
Mevlânâ hazretlerinin Mesnevi’de işaret ettiğine göre Hasan Harakânî hazretleri dünyaya gelmeden evvel Beyazıd-ı Bistâmî hazretleri, Harakan’dan büyük bir veli çıkacağını haber vermişti. Beyazıd-ı Bistâmî hazretleri her sene şehitlerin olduğu bir tepeyi ziyaret eder, sonra dönerken Harakan’da durur ve uzun müddet havayı koklardı. Sebebini soranlara da “Bu kasabadan öyle birinin kokusu geliyor ki, seneler sonra gelecek ve yüce makamlara sahip olacak.” derdi.
Mevlânâ hazretleri, Hasan Harakânî’ye olan muhabbetini bir sohbetinde şöyle ifade eder: “Bizim söylediklerimiz Ebu’l-Hasan Harakânî’den aldıklarımızdan başka bir şey değildir.”
Bediüzzaman hazretleri de Hasan Harakânî’den övgüyle bahseder. Hatta vefatından sonra bile yeryüzünde hâlen tesirleri canlı olarak devam eden beş büyük zattan biri olarak ifade eder.
Harakânî hazretleri; uzun boylu, güzel yüzlü, alnı geniş, gözleri irice, rengi kumraldı. Harakânî hazretleri, tevazu ve merhametiyle tanınırdı. Sadece halk değil, devlet büyükleri dahi onu ziyarete gelirdi. Bunlardan biri de ilk Müslüman Türk devletini kuran Gazneli Mahmut’tur. Harakânî hazretlerinin methini duyan sultan, bir defasında sefer yolundayken ziyaret için köye gelir. Köyün girişine geldiğinde komutanlarından birini gönderir: “Git şeyhe, sultan ziyaretine gelmiş, de. Tekkesinden çıkıp bizi burada karşılasın. Eğer tereddüt ederse ‘Allah’a itaat ediniz, Peygamber’e itaat ediniz ve sizden olan emirlere itaat ediniz.’ âyetini hatırlat.” der. Elçi dergâha gittiğinde Harakanî’ye durumu anlatır. Harakânî, elçinin yüzüne bakmaz, istifini bozmadan: “Sultanına de ki, şeyh Allah’a itaat ile öylesine meşguldür ki, seninle ilgilenecek hâli yoktur!” Elçi, sözü sultana iletir. Sultan, dergâhın kapısına kadar gelir. Tekrar içeri haber gönderir. Yine istediği olmaz. Mecburen attan iner, eğilerek kapıdan geçer, selam verip içeri girer. Bir süre sohbet ederler. Gazneli Mahmut, Harakânî hazretlerinden bir öğüt, bir vasiyet ister. Harakânî hazretleri şöyle der:
Şu dört şeye dikkat et: “Günahlardan sakın. Namazını cemaatle kıl. Cömert ol. Mahlukata şefkatle muamele et!”
Gazneli Mahmut, hazrete bir kese altın vermeye çalışır. Fakat Harakânî bunu kabul etmez. Harakânî hazretleri, Gazneli Mahmut’a hırkasını hediye eder, ayağa kalkarak uğurlar. Sultan bu duruma şaşırarak sorar: “Efendim, ilk geldiğimde yerinizden kımıldamadınız, şimdi beni uğurluyorsunuz, bunun sırrı nedir?” Harakan, “İlkin padişahlık gururu ve bizi imtihan niyetiyle geldiniz. Ama şimdi dervişlerin hâliyle ayrılıyorsunuz. Dervişlik, devletine ve tevazu hâline saygı gerekir.” diyerek sultanı uğurlar.
Hasan Harakânî hazretlerinin gönlü, yaratılmışlara merhametle doluydu. Ona ait olan şu sözler bunun en büyük ispatıdır:
“Türkistan'dan Şam'a kadar olan sahada birinin parmağına batan diken, benim parmağıma batmıştır. Birinin ayağına çarpan taş, benim ayağıma çarpmıştır. Onun acısını ben de duyarım. Bir kalpte üzüntü varsa o kalp benim kalbimdir.”
“Sabahleyin yatağından kalkan âlim, ilminin artmasını ister. Ben ise bir kardeşinin gönlünü neşeyle doldurma ve onu sevindirme derdindeyim.”
“Bir mü’mini incitmeden sabahtan akşama varan bir kimse o gün akşama kadar Hz. Peygamber (s.a.v.) ile yaşamış gibi olur.”
Sultan Alparslan, 1071 Malazgirt zaferinden evvel Kars’ı fethetmişti. Kendisinden evvel Kars’a gelen Harakânî hazretleri, Türkler’in Anadolu’ya girmesi için gerekli zemini oluşturmuştu. Daha sonra Kars muhasarasında Harakânî hazretleri bizzat savaşmıştı. Bu muhasarada savaşırken 10 Muharrem Aşure gününde 1034 Aralık'ta 73 yaşındayken şehit oldu.
Kabrinin bulunmasına dair şöyle bir olay aktarılır: Evliya Çelebi’nin anlattığına göre III. Murat döneminde Lala Mustafa Paşa, Gürcistan seferine gönderilir. Sefer dönüşü Kars’a gelen paşa, buranın imarı ile uğraşır. Kalenin imar edildiği günlerde bir asker rüya görür. Yüzü aydınlık biri “Ben Hasan’ım, burada yatıyorum. Bir alâmet istersen ayağımın ucunda derin bir kuyu vardır.” der. Asker, bunu Lala Paşa’ya anlatır. Bahsedilen yeri kazarlar. Bir mermer çıkar. Üzerinde “Menem şehid-i saîd Harakânî” yazılıdır. Bedeni çürümemiştir, hâlâ taptazedir. Bu olaydan sonra mezarın bulunduğu yere cami inşa edilir.
İlk yorumu siz yapın!

 

 

.
Etkinlik ve Özel Günler Takvimi
Takvim UFUK BT